Kolay Bir Kurban: Futbol Hakemi – 1

Merhabalar bu yazıda futbol hakemliğine daha doğrusu Türkiye’de ki futbol hakemlerine dair oluşmuş bir algı içinde gözden kaçırdıklarımızı belki de görmezden geldiklerimizi yazacağım.

Ancak ne kadar yazarsak yazalım bu meseleye defalarca değinmemiz gerekecek sanırım. Türkiye’de futbol yorumlanırken gerek medya da gerek kendi aramızda meseleyi konuştuğumuzda sanırım futboldan çok konuştuğumuz tek bir şey var o da: hakemler.

Hakemlerin maçları ne kadar adil yönettiği konusundan biraz bağımsız yazmak istiyorum lakin bu konuyu da ıska geçecek değiliz tabi. Bir futbol karşılaşması sonrası bildiğiniz gibi kaybeden yoktur aslında hakem tarafından katledilmiş takım vardır yada kazanan yoktur hakeme rağmen kazanan takım vardır.

Belki işi kolay tarafı budur belki insanların sporda adalet duygusundan yoksun olmasından, bilemiyorum ama ne olursa olsun maçın nasıl yönetildiği hiçbir sonuçta değişmeyen bir konu. Tüm futbol sahalarında en çok nefret edilen en çok küfür yiyen hakemler olmuştur her zaman.

Peki tuttuğumuz takımın oynadığı futbol yada hakemin hatalı kararlarının dışında kalan zamanda oynanan futbol çok mu mükemmel de tek hatalı hakemler acaba?

Tek Suçlu Hakem mi ?

hakem-yuzunden-yenildik

Geçtiğimiz hafta sonu oynanan Antalyaspor – Başakşehir maçından sonra hakemin kararları çok konuşuldu o kadar konuşuldu ki kendimizi kaybettik ve bir ara ne futbol kaldı gözümüzde ne başka bir şey. Çünkü hakemin hatalı kararlarıyla maçı kazandırdığına emindik.

Maç Başakşehir’in galibiyeti ile bitti ve daha iyi oynayan takımda onlardı ama biz hakemin “kralın takımına” (bu tabire daha sonraki yazımda değineceğim) maçı kazandırdığına emindik.

Aslında çokta önemi olmayan bir taç kararı bile özellikle Arda Turanın benden çıktı demesine rağmen haksız bir şekilde Başakşehir’e verildi ardından Emre’nin rakibine aslında kasıtlı olmadığı gözüken dirseğine kart çıkmadı ama konu Emre Belözoğlu olunca tabi ki bizim için o dirsek kasıtlıydı çünkü ön yargılarımız her şeyin önündedir.

Bunları hem Başakşehir’den hem Emre Belözoğlu’ndan pekte haz etmeyen biri olarak söylüyorum zaten konunun Başakşehir’le de pek ilgisi yok ama birileri her zaman kollanıyor birilerinin de her zaman hakkı yeniyor ya hani o yüzden konu hiçbir zaman futbol olmuyor futbol dışı ögeler oluyor.

Yani Başakşehir’in oynadığı futboldan çok gözümüz Başakşehir’in yakın olduğu siyasi grubun kararında oluyor.

Bunu ben uydurmuyorum elbette daha geçenlerde Başakşehir’in 1994 belediye başkanlığı zamanında o zamanki adıyla İstanbul belediye olarak kurulmaya başlandığı ve başarılarından gurur duyulduğu açıklanmıştır.

Bizzat dönemin belediye şimdiki cumhurbaşkanı tarafından. Neyse Başakşehir konusu için ayrı bir yazı yazmak gerekeceğinden burada konumuza dönelim. Maç sonu Abdullah Avcının açıklamasına hayran kaldım açıkçası.

Abdullah Avcı maç sonu röportajında hakem sorulunca ;“hakem elbetteki hata yapmıştır fakat bu kararlar gerçekten oyunu ne kadar etkilemiştir biraz da bunu düşünmek lazım hakemi konuşmaktan futbolu konuşmuyoruz. Karşı takım kaç kere ceza sahamızda tehlike yarattı topla oynama yüzdesi kaçtı bunu herkes biliyor sanırım o yüzden hakemi konuşurken de biraz adaletli olmak gerekir” bu minvalde açıklamalarda bulundu.

Bence hiçte haksız değildi biz artık futbol dışı ögeleri konuşmaya o kadar alıştık daha doğrusu alıştırıldık ki artık gerçekten futbolu konuşamaz olduk.

Burada hakemlerin hatalarını yazmaya kalksak günler sürer elbette onların avukatlığını da yapmıyorum zaten Türk hakemliği de hiç iyi durumda değil ama lütfen elimizi vicdanımıza koyalım ve hepimiz tuttuğumuz takımın ne kadar iyi futbol oynadığını biraz tartışalım derim.

Bu yazıyı daha sonra devam etmek üzere şimdilik bitiriyorum, bu arada da yeni seçilen Mhk’nın ilk çalışmalarına bakar ve ona göre değerlendirmelerimize devam ederiz.

logo

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir